Vahşi cinayet Türkiye'ye kumpas mı?

Suudi Arabistan yönetimine muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı vahşi bir cinayetin kurbanı oldu.

Üzücü olan şu ki; cinayet maalesef İstanbul’da gerçekleşti.

Uzun süre sessiz kalmayı tercih eden Arap yönetimi tüm dünyanın gözünün içine baka baka “"konsolosluk binasında yaşanan arbede sonucunda öldüğünü" açıklamıştı”.

Tabi bu açıklama aklı başında ve düşüncenin kırıntısını kullanabilen hiçbir kişi inandıracak ciddiyette değildi. Çünkü bu açıklama, aklımızla dalga geçmekten başka bir anlam ifade etmiyor.

Neden öldürüldüğü konusu kısa vadede açığa çıkacaktır.

Suudi Arabistan Adalet Bakanı Velid es-Samani, Kaşıkçı  davasının Suudi yargısına ulaşacağını, ülkesindeki yargının tam bağımsız olduğunu  söyledi.

Yersen derler ya, tam da o cinsten bir açıklama.

İktidar ve saltanatın geleceğini sekteye uğratmasından korkulan muhalif bir gazetecinin ortadan kaldırılma hikâyesidir bu.

Bu, Arabistan'da ve tüm dünya siyasetinde diktatörlüğün kanlı gösterisidir.

Vahşet planının saçmalıklarla bağlantılı kanlı halkalarına kurban gitmiş bir insan var ve bize buna inanın diyorlar.

Bu dava kesinlikle Arabistan dışında bir yerlerde görülmeli!

Siz Kaşıkçı cinayetine bulaşan konsolosu yakından izlemeye alın bakalım başına neler gelecek.

Çünkü cinayetin bir numaralı tanığı bizzat kendisi!

AFP ajansının duyurduğu habere göre Arabistan Dışişleri Bakanı, Cemal Kaşıkçı olayı ile ilgili olarak "Bir daha asla böyle bir şey yaşanmayacak" dedi.

Çok şükür… İçimiz rahatladı!

Türlü sorular var akla gelen. Türkiye’de yaşamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı neden öldürüldü ve cinayet mahalli neden İstanbul seçildi?

Bu vahşi cinayet, Türkiye üzerine kurulan kumpas mıydı?

2 Ekim günü evrak almak için konsolosluğa girip çıkamayan Kaşıkçı’nın nişanlısının şikayeti olmasaydı acaba dünya bu vahşet haberini ne zaman duyacaktı?

Duyduğunda bu ölümün suçlusu Türkiye mi olacaktı?

Peki, ceset ne yapıldı, İstanbul’da bir yerlere mi gömüldü, konsolosluk bahçesine mi götürüldü?

Parçalara mı ayrıldı?

Gazetecinin kafası valiz ile Arabistan'a mı götürüldü?

Konsoloslukta çalışan veya dışardan yardım eden bir Türk işbirlikçi var mı?

Uluslararası işlenen cinayette Arabistan kralının haberi var mıydı?

Haberi olduysa ne zaman?

Reuters haber ajansının bir haberine göre: Suudi Arabistan Veliaht Prensi  Selman’ın en yakınındaki danışmanlarından Kraliyet Divanı Müsteşarının, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini internetten görüntülü görüşme programıyla kontrol ettiği öne sürüldü.

Bu Müsteşar, bizzat Kaşıkçı’yı sorgulamış, bu görüntülü sorgulama sırasında ve skypee üzerinden  “Bana o köpeğin kafasını getirin” dediği yazıldı aynı haberde.

Ölüm timine mensup dört kişinin bizzat Selman’ın yakın korumaları olduğunu da unutmayalım!

15 kişilik ölüm mangasının içinde adli tıp uzmanı da var.

Arabistan yönetimi konsoloslukta arama izni vermiyor. Muhtemelen üzerinden süre geçmesi istenmiş ve kanıt karartma yoluna gidilmiş.

Cinayetin planlı olduğu o kadar açık ki.

Düşünün; Arabistan’dan, dört tanesi Prens’in yakın koruması, 15 kişi geliyor.

Kaşıkçı’ya İstanbul konsolosluğuna 2 Ekim günü randevu veriliyor.

Konsolosluk çalışanları o gün izine gidiyor. Zaten anlaşılıyor ki; konsolosluk çalışanları alt katta, konsolosluk odası üst katta bulunuyor!

Kaşıkçı’nın içeri girişi net bir şekilde kameralarla kanıtlanıyor. Ama çıkışı yok!

Kusursuz planın bir parçası olarak; Kaşıkçı’nın dışarıya çıktığını kanıtlamaya çalışan Arap kafası, Arabistan’dan gelen bir kişiyi Kaşıkçı kıyafetleriyle dışarıya çıkartıyor, İstanbul’da geziyor, tuvalette kıyafet değiştirip çöpe atıyor ve çekip gidiyor.

Sanırsın İstanbul Arabistan yarım adasında bir çöl şehri.

Allahtan adaletten kopmayan, işinin uzmanı dedektifler var ve herkesin silmeye gücü yetmediği kameralarla dolu bir şehir İstanbul.

Çok şükür, işinin erbabı uzmanlarımız, cesur polislerimiz ve olayın üstüne gidilmesi emrini veren siyasetçilerimiz var.

Çocukken dilimize yapışan bir söz vardı; olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar!

twitter.com/yolagiden

A+ A-