Türkiye’yle dalga geçilmez, Mülkiye hareketi yenilmez!

Kemal Bey’e yapılan Çubuk saldırısı aklıma Kemal Pilavoğlu’nu getirdi.

Bozcaada’da yazları geçen çocukluk günlerimde ismi gizemli bir hare olarak adanın üzerinde dolaşan Kemal Pilavoğlu’nu.

Hapis yatmış, sonra cezasını açık cezaevinde tamamlamak için – o zamanların sürgün yeri- Bozcaada’ya gönderilmiş, cezası bitince de adaya yerleşmiş ünlü Ticani Şeyhi.

 Ticani tarikatının ve Şeyh Kemal Pilavoğlu’nun merkez üssü Çubuk’tu.

Müritlerinin pek çoğu da haliyle Çubuk’luydu.

O yıllarda Ticanileri meşhur yapan şey ise Atatürk büstlerine saldırmalarıydı. Deli lakabıyla biliniyorlardı.

Deli Recep, Deli Osman, Deli Ömer , Deli Veysel …

Çok yoksuldular.

Ceplerindeki son kalan 2-3 Lira ile çekiç ya da bir balyoz alıp, gördükleri ilk Atatürk heykelini parçalamaya çalışıyorlardı.

Heykellere yapılan saldırılar artınca 1951 yılında Celal Bayar’ın teklifiyle ünlü “Atatürk’ü Koruma Kanunu” çıkartıldı.

Şeyh Pilavoğlu da cezaevini boyladı.

Ankara Ulucanlar cezaevinde müritleriyle beraber yatarken koğuşun kapısında şöhretli bir mahkum daha belirdi.

Millet Partisi’yle Kırşehir’i Menderes’e dar eden milletvekili Osman Bölükbaşı !

O da Menderes’e yaptığı sert muhalefetin cezasını Ulucanlar’da çekecekti.

Kemal Pilavoğlu gözlerine inanamadı.

Hem bir milletvekilinin cezaevine girmesine hem de kendileri gibi saçlarının ‘sıfır’a vurulmasına…

Osman Bölükbaşı’nın saçları kesilmişti.

Pilavoğlu yanaştı.

- Sayın vekilim sizin de mi saçınızı kestiler?

Bölükbaşı mügallit tavrını içerde de sürdürüyordu.

- Devlet isterse başımızı bile kesebilir !

* * *

Hayatını anlatan kitapta yıllar önce okuduğum Bölükbaşı’nın bu sözünü hiç unutmadım.

Tarih ajandama da kırmızı kalemle yazdım…

İronik ve abartılı belki…Ama ‘Devlet’i en doğru anlatan bir söz…

Siz de yazın.

Ve bu devleti hiç küçümsemeyin…

Bir casus yapılanmasına avans verip tüm makamlarını onlara terk ettiğinde de…

Haksız hukuksuz ali kıran başkesen iktidarlara yol verdiğinde de…

Ordu geleneğimiz 2 bin 300 yıllık…

Devlet geleneğimiz 3 bin yıllık. Unutmayın…

Bu öyle bir gelenek ki, Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferine çıkmadan önce içtiği mercimek çorbasının bile kaydını tutuyor.

 * * *

Devlet’in “gerçek” Sayıştay müfettişleri 2016 yılında yeniden işbaşı yapabildiler.

Raporlar 2017’de çıkmaya başladı.

2016 ve öncesi yıllara ait Sayıştay raporları, işin nerelere geldiğini gözler önüne serdi.

Tarikatlar, cemaatler, vakıflar, dernekler…

2017 Eylül’ünde zorunlu istifalar geldi.

Önce Kadir Topbaş, sonra Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe sonra Melih Gökçek !

Onları diğerleri izledi. Balıkesir, Ordu…

2018’de Sayıştay raporları kamuoyuna sızdı.

2019  Şubat… Seçim kampanyasının yıldızı İmamoğlu ellerini bir makas gibi iki yana açtı ve net konuştu.

“Bundan böyle kişiye kuruma kuruluşlara vakıflara cemaatlere yandaşlara hizmet dönemi bitti”

31 Mart… Yerel seçimler yapıldı.

Büyükşehirlerin neredeyse hepsi el değiştirdi.

2019 Nisan…

Ankara’daki Atatürk heykeli uzun zaman sonra yeniden yıkandı.

2019 Mayıs…

TC ibaresi Belediyelerimizin girişine konmaya başladı.

* * *

2010’da yazdığım kitabımda  bir cümle vardı.

Belediye hareketi Mülkiye hareketini yeniyor!

Değiştiriyorum.

Rahmetli İslam Çupi’nin Fenerbahçe için söylediği ünlü sözü revize edip kendi tezimi de değiştiriyorum.

“Türkiye’yle dalga geçilmez, Mülkiye hareketi hiç yenilmez!

A+ A-