Güzel bir gelecek için çocuklar temiz kalmalı

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır diyen bir ümmetin parçaları her daim haklının yanında olmayı nasıl becerebiliyor veya bunca haksızlık karşısında susmayı nasıl kendine yedirebiliyor?

Toplumda yükselen adalet çığlıkları, mahkemelerin kişiye göre değişen adalet tayinleri değil bahsettiğim.

Her fırsatta yarınlarımız diyerek böbürlendiğimiz ama neredeyse hiç bir yerde haklarını savunamadığımız çocuklarımızdan bahsediyorum.

Okutamadığımız, okullara gönderip hiç bir şey öğretmeden verdiğimiz diplomalarla geleceğini körelttiğimiz çocuklar.

Sanki yaşadığımız ülkede her şey normal gibi, yarım yamalak eğitim sisteminde bir şekilde okumayan çocukların bari meslek öğrensinler diyerek çıraklık adı altında ezildiği çocuklar...

Erkek veya kız fark etmeden, gün geçtikçe bozulan ahlak düzeninde, boyu, yaşı büyümüş ama içindeki cinsel şeytanı eğitememiş koca koca adamların kirli nefesine, dizginlenemeyen nefsine maruz kalmış zavallı çocuklar.

Son yıllarda çocukların uğradığı haksızlıklara karşı koca bir toplum üç maymunu oynuyor.

Ülke koca bir tiyatro sahnesi oldu.

Çocukların çığlığını duymayan veya duymazdan gelen bir toplum geleceği göremez.

Bu ülkede çocukların yaşadığı haksızlıklara kim ne zaman dur diyebilecek?

Ufacık çocuklar kocaman adamlarca taciz edilirken kocaman toplumun kocaman insanları, hangimiz kafamızı kuma daha fazla gömecek diye neden yarışır?

Neredeyse her gün, yüzü olanın yüzünü kızartacak haberlerle çıkıyor gazeteler.

Tv ekranları utancın sesini haykırıyor kulak diplerimize kadar.

Aklı olanın aklını oynatacak boyutta, vicdanı olanın vicdanını sızlatması gereken haberleri üçüncü sayfa haberi gibi okuyup geçer olduk.

Kronolojiye, tek tek yazmaya gerek yok. Okudukça utancın izleri olan haberler bunlar. Son yıllarda git gide duyduğumuz haberler bizi utancın başkentinde esir ediyor.

Arkası sağlam bir yurtta meydana gelen utancı gizlemek için bir kereden bir şey olmaz diyen bir kadını alkışlayan anne babalarla aynı marketten ekmek alma ihtimalimiz çok yüksekti mesela.

Ülkemizde bir şehirde, neredeyse şehirde bulunan tüm sapık erkeklerin üzerinden geçtiği zavallı bedenlerin çektiği acıları unutmadık ama unutturmak için her şeyi yaptılar. Sustuk. Unuttuk.

Süleymancılara ait yurtta dokuz erkek çocukla cinsel birliktelik yaşayan yurt görevlisi ile aynı havayı soluduk.

Din eğitimi alsın diye yanına verilmiş olan genç kızı taciz edip, gece güreş yaparken beni tahrik etti diye savunan hoca kılıflı sapığa bir genç kızla gece gece neden güreşirsin diye soran olmadığı konusunda bahse girerim.

Özel bir okulun diğer sapıklarla yarışa giren öğretmeni, 11 erkek öğrenciye tacizde bulunmuş. Okulun psikoloğu, müdürü, ilçe eğitim müdürü, rahat makamlarında uyurlarken.

Bir ilkokulda 53 yaşındaki azgın ve ahlaksız sınıf öğretmeni, öğrencilerine cinsel istismarda bulunduğu iddiasından gözaltına alınmış. Sonrası yok.

Şundan, bundan, şunun tanıdığı, bunun yakını olduğunu hiç önemi yok.

Hangi meslekten olduğunun, hangi koltuğu işgal ettiğinin hiç önemi yok.

Çocuklarla ilgili mide bulandıran bir haberin içindeki herkes yargılanmalı.

Çocuklarımızın o tertemiz vücuduna, saçının bir teline kirli duygularla dokunan herkes toplum içinde teşhir edilmeli.

Mahkemede suçlu bulunan her tacizcinin, her tecavüzcünün adı, ahlaksızlar sokağına silinmez kalemle yazılmalı.

Sadece bu da değil…

Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve toplumda infial uyandırmasına rağmen ilgili mahkemece türlü bahanelerle indirim uygulandığında, cezaların geçiştirildiği hissi uyandığında, o mahkeme üyeleri, hakimi, savcısı, sapığın avukatının adı dahil hepsinin adı tek tek açıklanmalı.

En üste tacizcinin ismi yazılmalı.

Kirli vicdanların isimleri ve yüzleri de kirlenmeli.

Evet, öncelikle köklü ve artık değişikliğe uğramayacak bir eğitim reformu yapılmalı ve bunu içinde eskiden olduğu gibi din eğitimi değil, ahlak eğitimi olmalı mutlaka.

Baktık olmuyor.

Hadım et gitsin.

Son söz: Sözde değil özde güzel bir gelecek için çocuklar temiz kalmalı.

www.twitter.com/yolagiden

A+ A-