Demokrasi

Çok değil, iki hafta önce üniversitede bir derste açıldı bu konu, demokrasi…

Yaşları 19 ila 22 arasında değişen sınıf arkadaşlarım heyecanla tartışıyorlardı.

Birinin babası; “ülkede eskiden liderler kendi aralarında konuşuyorlardı” diyormuş.

Bir diğerinin babası; “liderler televizyona çıkıp ülkenin geleceği hakkında bir masa etrafında toplanarak açık oturum yapıyorlardı” demiş.

Arkadaşlarım inanmayarak, hatta biraz da ağzı açık, babalarının dediklerini birbirleriyle paylaşıyorlardı.

Doğrusunu isterseniz önce ben de şaşırdım çünkü arkadaşlarımın babalarının dediklerine ben de tanık oldum, televizyonda programları canlı izleyerek.

Sonra düşündüm…

Arkadaşlarımın en büyüğü benden en az 16 yıl küçüktü.

Ülkede AK Parti 17 yıldır iktidardaydı.

En son yayınlanan açık oturumda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal idi…

AK Parti Genel Başkanı yaşlanmamış idi…

Başbakanlık önemli bir makam idi…

Meclis, Kurucu Meclis özelliklerini yitirmemiş idi…

Yani Sezen Aksu’nun şarkısındaki gibi “Eskidendi, çok eskiden…”

İleri demokrasi diye ortaya atılan abuk kavram, demokrasinin içini boşaltmamış idi…

Şimdi…

Pazar günü yıllar sonra yine demokrasiyi ucundan da olsa hatırlamış olacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışan iki aday, moderatörün soracağı sorulara cevap verecek.

Önemli bir gelişme…

Umarım herkes için hayırlı olacak.

  SORULAR

Pazar günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışan iki önemli aday Yıldırım ve İmamoğlu, İsmail Küçükkaya’nın yönetimindeki programa katılacak ve soruları yanıtlayacak.

Programdan önce biraz şeytanın avukatlığını yapalım istedim.

Duyumlara göre adaylara 15 ila 20 soru sorulacak ve üçer dakika süreyle yanıtlamaları istenecek.

Yıldırım cephesinden bakacak olursak…

Kendisinden epey genç olan İmamoğlu karşısında tartışacak olması büyük bir cesaret örneği olarak duruyorsa da böyle bir riske niye atıldığını merak etmekteyim.

İsmail Küçükkaya’yı her ne kadar tarafsız bir gazeteci olarak görüyorsak da muhalefete yakın olduğu biliniyor ve bu durumda Yıldırım’ın hanesine bir risk olarak yazılıyor, bu konuda Yıldırım’ın neyi planladığını düşünmekteyim.

Yıldırım her ne kadar yeni aday olarak görünse de partisi AK Parti yirmi beş yıldır İstanbul’u yönetiyor, Yıldırım’ın yeni ne söyleyebileceği hakkında şüphelerim var.

İmamoğlu’na gelince…

Futbolda bir takıma yakınlığıyla bilinen hakemler o takımın maçını yönettiğinde rakip takıma daha sıcak bakar, işte bu nedenle Küçükkaya’nın da bu psikolojide olacağını varsaymaktayım.

Tartışma, tüm televizyon kanallarına açık olacak, yandaş diye bilinen ve ülkenin çoğunluğunun izlediği tv kanalları İmamoğlu konuşmaya başlayınca reklama girer ya da sesini kısıp yorum yapmaya başlarlarsa bunu nasıl önleyecek? İmzalanan protokolde CHP yetkilileri böyle bir adaletsizliği nasıl öngörmezler ve nasıl protokole madde olarak koydurmazlar?

İmamoğlu’nun konuşması sırasında, bilinen kanallar bölünmüş ekran uygulamasını kullanıp diğer çerçevede “Pelikancı” diye anılan grubun servis ettiği montajlanmış görüntüleri verirse nasıl önlenecek?

Programdan önce iki taraf için de riskler varmış gibi görünse de tüm imkanları elinde bulunduran Cumhur İttifakı adayı birkaç adım önde gözüküyor.

İmamoğlu için zor bir sınav olacak…

Bu sınavı daha zor hale getiren CHP yetkilileri bu sorulara ne cevap verecek merak ediyorum.   

A+ A-