Büyü bozuldu, hipnoz dağıldı!

Seçimi nefret ve şiddet söylemlerine karşı biriken öfkeler kazandı, AKP yorgunu halk kazandı!

Yerel seçimin orantısal sonuçlarından daha çok, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere neredeyse bütün önemli büyükşehirlerin el değiştirmesi büyüyü bozdu.  Böylece sözlerle ya da başka yardımcı nesneler kullanılarak yaratılan özel bir bilinç hali diye tarif edilen Hipnoz dağıldı, “yenilmez Armada” yenildi!

Büyü bozuldu, hipnoz hali bitti. AKP’den yükselen itiraz sesleri yalnızca Ekrem İmamoğlu üzerinden yayılan heyecan dalgasını söndürmeye yönelik bir çabaya dönüştü. Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP kurmay heyeti biliyor ki, sayılarla oynayarak siyasal sonuçlar değişmez: AKP İstanbul başta olmak üzere, bütün Türkiye’de yenildi! Üç büyük şehirde üç bakan yenildi. İstanbul’da AKP’nin son Başbakanı, Meclis Başkanı ve İkinci adamı yenildi!

Böylece, “ne yaparsak yapalım, her koşulda sandıktan AKP çıkar” şeklindeki “öğretilmiş çaresizlik” sona erdi ve kaybetme üzerine kurgulanmış psikolojik eşik aşıldı. Yenilgiyi kabul etmeyen AKP-MHP cephesinde “seçim yenilemesi” lafları dolaşıyor ya, emin olun, bugün seçim yenilense İmamoğlu büyükşehir de birkaç puan öne çıkar, CHP’de İstanbul’da en az 6-7 ilçeyi daha alır!

17 yıldır kazanmaya alışmış, AKP kaybedince paniklemiş durumda. O panik öyle bir panik ki, “gülen yüzü ve espri yeteneği” yerlere göklere sığdırılmayan Binali Yıldırım’ın suratı düşüyor, kaybetmenin getirdiği çaresizlik, Yıldırım’da bile pek alışkın olmadığımız çok sert ve tehditkar söylemleri öne çıkartıyor…

17 yıldır iktidar olan AKP, hep mağdur, hep ağlıyor.  İstanbul’u ve Ankara’yı 25 yıldır, ülkeyi de 17 yıldır yönetiyorlar ama halen mağduru oynuyorlar!

AKP’lilerde kibirle bütünleşen “kazanmaya alışma” hali o denli büyük ki, seçim akşamı HaberTürk ve HaberGlobal’de katıldığım canlı yayınlarda “Anadolu Ajansı sayılarla oynuyor, manipüle ediyor, CHP Ankara’da açık ara önde, İstanbul’da da kazanmaya yakın” dediğimde bir dayak yemediğimiz kalmıştı. Kaybetmeyi kabullenmeme hali saatler sabah 05:00’i gösterdiğinde halen devam ediyordu. Tıpkı bugün olduğu gibi…

ŞAİBE VARSA BUNUN SORUMLUSU İKTİDARDIR

Her şey elinde olacak; Kamu kurumları, yargı, belediyeler, medya. Bütün sandık başkanlıklarına kendi adamlarını başkan atayacaksın. Kamu olanaklarını kullanarak her tarafı pankartlarla, bilbortlarla donatacaksın. Cumhurbaşkanı sıfatını kullanarak ama aslında AKP Genel Başkanı olarak günde 2-3 kez, bazen de tam 9 kez, neredeyse bütün haber kanallarında canlı yayın yapacaksın, sonra da çıkıp darbeden ve hileden bahsedeceksin. Yetmeyecek, “demokrasi tarihimizin en büyük şaibelerinden biridir bu seçim” diyeceksin! Eğer, seçimde şaibe varsa şaibenin sorumlusu, doğrudan iktidarın kendisidir!

GERİ DÖNÜLMEZ UFKUN AKŞAMI

AKP-MHP blokunun aldığı yüzde 52’lik oy oranı önemli ve iktidar için “teselli” gibi görünse de, sayısal olarak AKP-MHP bloku ciddi oy kaybetmiş durumda.  AKP, MHP ayrı girdiği her yerde, Batman, Tunceli gibi bir-iki yer hariç her yerde oy kaybetti!

Diğer yandan belirtmek gerekir ki, AKP-MHP blokunun yüzde 52’lik oyu dikkate alındığında, ortaya çıkan sonuç, CHP’nin bir siyasal alternatif yaratarak, kitleleri sandığa yönlendirmiş olmasından daha çok, toplumun “diğer yarısında” AKP-MHP blokunun ayrıştırıcı, kutulaştırıcı politikalarına ve ekonomik krize karşı biriken öfkelerin birleşmesi ve sandığa yansımasının sonucudur.

Bu sonuçlar gösteriyor ki; sayılar ne olursa olsun, yaşanan psikolojik yenilgi, iktidar cephesinde hesaplaşmayı derinleştirecek.  Bu sonuçlar, birincisi kabinede ve AKP’de değişiklikleri, ikincisi ise, AKP dışında Erdoğan’ın karşısına çıkacak olanların cesaretini arttıracak ve yeni bir partiyi kaçınılmaz kılacaktır!

2014’den bu yana “bütün kötülüklerin anası” olarak gösterilen ancak mecbur kalındığı için MHP ile yapılan “koalisyon” yeniden yerden yere vurulacak. Çünkü AKP-MHP koalisyonu (ya da onların ifadesiyle ittifakı) büyük şehirlerde “Millet İttifakı” karşısında yenildi! İttifak AKP’ye kaybettirdi, CHP’ye kazandırdı! Cumhur ittifakında da MHP’ye kazandırdı!

SIRADA KAMUCU VE HALKÇI BELEDİYECİLİK OLMALI

CHP, HDP ve de Tunceli’de TKP, yerel yönetimler üzerinden ülkenin çoğunluğunu yönetmeye başlayacaklar. Özellikle CHP’nin yöneteceği kentler Türkiye ekonomisinin de kalbi olan kentler. İstanbul’un bütçesi Avrupa’nın 15 ülkesinin bütçesinden daha büyük.

CHP’ye tanınan kredinin yeni bir 1994 sendromuna dönüşmemesi için yapacak çok iş var. Her şey bir yana şimdi zaman, söylenenleri yapma, vaadleri hayatı geçirme zamanıdır. Bunlar hayata geçerse Türkiye normalleşir, başka bir siyasal iklim başlar. Çünkü, seçim sonuçları kutuplaştırma ve gerilim üzerine kurulu politikaları reddetti. Normalleşmeyi, bir arada yaşamayı işaret etti. Biriken öfkeler, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere neredeyse bütün önemli şehirlerde AKP'yi gönderdi...

İş kolay değil, genel ekonomik kriz, yerel yönetim sisteminin çarpıklığı. İktidarın şimdiden başlayan parmak sallamaları, muslukları keseriz mesajları, borç batağındaki belediyeler, belediye meclislerindeki CHP aleyhine oluşan orantısız dağılımları aşmak kuşkusuz kolay değil ama imkansız da değil!

CHP belediyeleri eşit hizmet ve temiz siyasete dayalı kamucu ve halkçı bir yönetim anlayışını öne çıkartırlarsa, oto kontrol sistemi kurup yeni zenginler ve “iktidar sarhoşluğu” yaratmazsa, bir yandan kent yoksulluğuna karşı adım atarlar, diğer yandan da kutuplaşmaları ortadan kaldırarak, etnik, dini ve hemşericilik üzerine yükselen “alt” kimlikleri, “kent kimliğine, kent kültürüne” dönüştürürler. Böyle bir yönetim anlayışı, bu seçim sonuçlarıyla çözülme süreci başlayan AKP’nin yerine CHP’yi alternatif olarak iktidara taşır.

4 Nisan 2019, İstanbul

Necdet Saraç

 

A+ A-