Murat Hazinedar'dan Bakan Soylu'ya yanıt

Beşiktaş Belediyesi'nin görevden alınan eski belediye başkanı Murat Hazinedar, İçişleri Bakanı Soylu'nun kendisi hakkında sözlerine cevap verdi.

A+ A-

Murat Hazinedar, Bakan Soylu'nun iddialarına sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla yanıt verdi.

İşte Hazinedar'ın o açıklaması:

Sayın İçişleri Bakanı’nın dünkü Ak Parti İzmir İl Teşkilatı’nda yaptığı konuşmaya dair cevabımı kamuoyunun bilgisine sunarım;

Değerli vatandaşlarım;

Sayın İçişleri Bakanı; dün Ak Parti İzmir İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmasında hiçbir hukuk devletinde olmayacak, olamayacak cümlelerle şahsıma saldırmış ve hüküm vermiş…

Dilim varmıyor hakkımda söylediği o kelimeye!

Benim kendisi gibi dokunulmazlığım yok!

Hakkımda açılmış Bakanlığının iddiaları ile ilgili tek bir davam yok! Ama tezvirat ve iftiralar alabildiğine var!

Şimdi buradan alenen söylüyorum, kamuoyunu bilgilendirmek adına;

Sırf beni görevden alabilmek için bir müfettiş gönderdiniz ve bu müfettiş 16 kişilik ekibiyle hakkımda 9 adet tevdi raporu düzenledi, düzenlenen bu raporların 2 âdetine 10 ay geçmiş olmasına rağmen halen ulaşamıyorum. Bu Tevdi Raporları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosundaki, hakkımda 2 yıl 3 ay önce bir meczubun ihbarıyla açılmış FETÖ dosyasının içerisine gönderildi.

Şimdi Soruyorum;

Gönderdiğiniz müfettişlerin düzenlediği Tevdi Raporlarındaki suçlamalarının hiç birisinin terör ile alakası yokken neden bu raporlar FETÖ terör örgütü ile alakalı olarak hakkımda açılmış ve 2 yıldır uyuyan bu dosyanın içine sokuldu? Biraz garip değil mi bu durum?

Şimdi bana çıkmış Sayın Bakan, müfettişlerinin düzenlediği raporlarında, kimlerin ifadelerine itibar edildiğini bilmeden, bana ‘O’ kelimeleri kullanıyor biliyor musunuz?

1- Zamanın meşhur, şimdinin firari FETÖ’cü Başsavcı Yardımcısı Zekeriya Öz’ün, Ergenekon, Balyoz, Şike kumpaslarındaki gizli tanığı Talip Doğan Karlıbel’in hakkımdaki iftiraları üzerinden…

Düşünebiliyor musunuz vehameti…

Kendisini hayatım boyunca bir kere bile görmediğim bu şahıs, 2 ay kadar önce eşimin bir yakınına telefon edip, açıkça; ‘’kendisi ile bir oturup konuşalım, abi-kardeş olalım, anlaşalım’’ diyebilecek kadar kalemini ne için çalıştırdığı çok açık bir kalemşör, tescilli bir müfteri!

Ne ilginçtir ki; kendisi ile alakalı sayısız hüküm verilmiş olmasına rağmen bu 2 sayfalık sabıka kaydı ile hala serbest gezebiliyor ve iftiraları İçişleri Bakanlığı müfettişlerince muteber kabul ediliyor!

2- Diğeri; Beşiktaş Belediyesi’nden kendi oğluna menfaat temin etmeye kalkıştığı için görevinden aldığım, 2014 yılında 9 ay kadar kısa bir dönem Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcılığı yapmış ama bu şahsi menfaati odaklı girişimi nedeniyle makamını kendisinden aldığım, bu nedenle de; bu işi şahsi kin haline dönüştürmüş ve 2.5 yıldır sürekli olarak adliye, savcılık, Bakanlık, Başbakanlık, BİMER, CİMER ve sözüne itibar eden tüm basın organları üzerinden dolaşmadık kapı bırakmayan hakkımda asılsız iftiralar atarak, bir de utanmadan sadece dilekçe hakkını kullandığını söyleyen bir meczup, müfteri, Heyecan Halime Şahin!

Ama ne hikmetse şu anda kendisi eskiden Ergenekon, Balyoz vb. dosyalarının gizli tanıkları gibi Çağlayan Adliyesi’nde son derece itibarlı bir durumda.

3- Bir diğeri; belediyedeki yerleşik sisteme, oturmuş düzene alışmış ve buradan menfaat devşiren iş takipçiliğinden, simsarlıktan yolunu bulan bir kısım meclis üyelerinin ve de parti içerisinde kendi yaptığı hukuksuzlukları ve yolsuzlukları utanmadan teşhir edebilen eski Beşiktaş İlçe Yöneticisi’nin laflarıyla…

4- Bir başkası da; belediyeye müracaat edip haksız ve hukuksuz taleplerine yol verilmeyen iş adamı kılıklı, menfaat odaklarının laflarıyla…

Bu şahıslar görevde olduğum sürece hukuksuz taleplerine karşılık bulamamışlar ancak ne yazık ki; belediyeye müfettişlerin geldiği andan itibaren bunu fırsata dönüştürerek ve müfettişler eliyle belediyede yaratılan korku iklimi ile vekilliğimi yapan kişi tarafından tüm haksız ve hukuksuz talepleri yerine getirilmiştir!

Ama süreç içerisinde kendilerinin açtıkları hukuk davalarında dahi kendi hukuksuzlukları ortaya çıkmış, gerek mahkemeler haklılığımızı kanıtlamış, gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği ve son noktayı koymuş olduğu mütalaalarla, bu hukuksuz taleplere neden direndiğimiz anlaşılmış ve haklılığımız ortaya çıkmıştır.

Bütün bunların muhbirlikleriyle mi bana bu iftiraları atıyorsunuz Sayın Bakan!

Göreve geldiğim günden itibaren; iş takipçilerine, simsarlara göz açtırmadığım, halkın parasını yine halka harcadığım için mi bunlara muhatap oluyorum?

Beni soruşturmanın akıbetini değiştirebilirim gerekçesiyle görevimden aldığınız günden itibaren 10 ay geçti!

Bu süreç o kadar uzadı ki; görevimden uzaklaştırıldıktan sonra havuz medyası ayrı, parti içi münafıkların ve menfaati kesilmiş belediye içerisindeki yerleşik düzenin elemanlarının tezviratları ayrı… her gün yeni bir iftira ile muhatap oluyorum…

Sayın vatandaşlarım; İçişleri Bakanlığı beni görevden almak için bu FETÖ kumpasçılarının ve yukarıda arz ettiğim bu müfterilerin müfettişe verdiği beyanlarını kullanıyor! Aleni, kendilerince usulsüzlük ve hırsızlık yapmaya niyet etmiş olanları, kendisine tanık olarak kullanıyor. CHP’nin içindeki CHP ve millet düşmanlarını kullanıyor!

Edebimden, saygımdan bu güne kadar hukukun işlemesini bekledim…

Ben siyasette Belediye Başkanı olana kadar toplumda itibarlı, ekonomik olarak son derece iyi durumda, yüzlerce insana iş-aş veren, hayırseverliği herkesçe malum, sülalesinde bile sabıkalı insan olmayan, devletine, milletine sevdalı, hukuka saygılı biri oldum.

Benim arkamda Brunson’un Trump’ı, Amerika’sı yok!
Deniz Yücel’in Merkel’i, Almanya’sı yok!
Hatta beni gerçek manada sahiplenen bir siyasi partim bile yok!

Başıma gelen ve hakkımda atılan iftiraların neredeyse tamamı parti içinden. Sayın Genel Başkanıma da bu durumu defalarca aktardım…

Şimdi buradan Sayın Genel Başkanıma da birkaç söz söylemek istiyorum:

İçişleri Bakanının, sizin dünkü CHP’li belediye başkanlarına yaptığınız konuşmanın cevabı olarak; yaptığı bu konuşma ile, öyle anlaşılıyor ki iktidar sahipleri, yaklaşan yerel seçimi de bahane ederek bir kez daha, Cumhuriyet Halk Partisi adına, bu bedeli bizden ödetmeye ant içtiklerini ikrar etmişlerdir.

Ne hazindir ki Sayın Kılıçdaroğlu, haziruna; ‘bütün belediye başkanlarımla onur duyuyorum’ derken, herhalde sadece karşısında oturan ve o toplantıya katılması uygun görülen belediye başkanlarını kastetmiş olmalısınız…

Öyle ya; biz sandıktan çıkmış, milli iradenin yereldeki ifadesi olan belediye başkanları olarak, iktidarın talimatı ile görevden uzaklaştırılmış olduğumuz halde ve hali hazırda belediye başkanlığımız devam etmesine rağmen, kendi partimiz lütfedip, kendi düzenlediği bu toplantıya, bizi çağırmaktan imtina ediyor…

O zaman bende soruyorum; onur duyduğunuz belediye başkanları karşınızda oturuyorsa bedel ödeyenler neden biz oluyoruz?

Sevgili vatandaşlarım; asıl önemli olan ve bilmenizi istediğim şu;

Sayıştay, Beşiktaş Belediyesi’ni inceledi ve tek bir suç unsuru bulamadı. Danıştay görevden uzaklaştırmama gerekçe olan 6 dosyadan tarafımı akladı, hepsi lehime döndü. Ve nihayet; ben o kadar önemli bir kriptoymuşum ki demek, savcılığın FETÖ’cülüğüm ile alakalı 26 aydır bulamadığı suç delillerine İçişleri Bakanlığı müfettişleri MİT’i bile devreye soktu... MİT bile iki kere, bu şahsın ( yani şahsımın )hiçbir yasa dışı örgütle bağlantısı yok, diye rapor verdi.

Sayın Bakan,

İstanbul’da en az imar ve inşaat olan bir şehirde, Beşiktaş’ta imarı durdurmuş ve kent hukukuna saygısı nedeniyle müteahhit lobisini karşısına almış bir belediye başkanına iftiralar atıyorsunuz!

Ben hukukçu ve avukatım...
Hatırlıyorsanız; partinizden atıldığınızda bir gün bana gelmiştiniz ofisime… o zaman ben belediye başkanı, siz de İçişleri Bakanı değildiniz… bir kahvemi içmiştiniz, o gün ne için atılmıştınız kendi partinizden?

Yoksa bana attığınız ve atılan iftiralar gibi siz de mi iftiraya uğramıştınız... Bu iftiraların gerekçeleri aynı olmasın?

Ama ben size bir şey söyleyeyim; Yanlış bilgilendiriliyorsunuz. Şu anda iktidar olmanın gücüyle mi böyle konuşuyorsunuz?


Ancak unutuyorsunuz; bu makamlar gelip geçici… ben bu memleketin evladıyım, gidecek yerim yok ve kaçacak halimde yok!

Öyle bir niyetim de yok!

Madem ki; hakkımda karar verdiniz ve bunu aleni mikrofonu elinize alıp her yerde bas-bas bağırıyorsunuz, o zaman; emriniz altındakilere talimat verin! Hiç şova gerek yok, sabahın 5’lerinde evlerden gözaltı yapma gibi çirkin görüntülerin oluşmasına tevessül edeceğinizi bu konuşmalarınızdan anlıyorum.

Bu yüzden de kendim Pazartesi sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gideceğim…

Talimatınızı verin gerekli gördüğünüz her makama!

Belediyeye gönderip, 10 ay her yeri didikleyip, bütün münafıkların ifadesini alıp, bana tek bir soru sormadan o raporları düzenleyen müfettişlere karşı kullandırtılmayan savunma hakkımı, savcılar nezdinde kullanacağım günün gelmesini bugüne kadar beklemiş isem de oluşturulan bu tezvirat ortamında artık şüyu vukuundan beter hale gelmiş bu duruma bir son verilsin!

Sadece hukuk işlesin, buna müsaade edin! Neyse suçum ve ne ile suçlanıyorsam, hakkımda İçişleri Bakanı’nın kararı da bu şekilde kesinleşmişken, artık Sayın Savcılar savunma hakkımı kullanmama izin verirler sanıyorum.

Sayın vatandaşlarım;

Haklılığımdan aldığım güçle ve Allah’ın yardımıyla gerçeklerin geç de olsa ortaya çıkacağını bilmenin gönül rahatlığı içerisinde olduğumu bilmenizi isterim.

Sayın Cumhurbaşkanı’na bir mektup gönderdim. Her kelimesinin doğruluğuna Allah şahittir; ulaştırdılar mı bilmiyorum…

Ama o mektubu okuduktan sonra bana yapılan kumpasa hala inanmıyor ve/veya benim yaşadıklarımı siyaseten değil hukuki olarak inceletmiyorsa vebali boynunadır.

Saygılarımla…"