AK Parti’den Ahmet Davutoğlu ve yeni parti açıklaması

AK Parti MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan parti sözcüsü Ömer Çelik'e, parti kurması gündemde olan Ahmet Davutoğlu soruldu. Çelik, "Çeşitli yerlerde açıklamaları oluyor. Bu açıklamalar doğru mudur, değil midir, onu muhataplarına sormak lazım" dedi.

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News
A+ A-

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. 

Çelik'in açıklamalarından satır başları şöyle: 

Türkiye Cumhuriyeti tarih içerisinde sahip olduğumuz devletlerin tarih içinde varoluşumuzun bugünkü devleti başarılı bir şekilde yürüyor. Türkiye'ye kazandırılanlar daha güçlü perspektif ve özgüvenle yürümesini sağlamıştır. Bu dönemlerde muhasebe yapmamız gereken günler var. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. İçeride ne yaşarsa yaşansın, geminin gövdesinin sağlam kalması, motorların işlemeye devam etmesi ve en önemlisi rotasından sapmaması hepimizin görevidir.

"GALATASARAY KULÜBÜMÜZÜ VE TARAFTARLARINI KUTLUYORUZ"

Şampiyonluğu Galatasaray kulübümüz kazandı. Kulübümüzü ve Galatasaray caimasını tebrik ediyoruz. Bütün futbolseverler için, futbol kulüpleri için gösterdikleri katkı ve yaklaşım için teşekkür edilmesi gereken bir durum var. Sonuç olarak bir kulübümüz kazanıyor. Galatasaray değerli bir kulübüz, sosyolojik kökleri olan bir kulübümüz. Fatih Terim hocayı kutluyoruz.

"SÜRGÜNE GÖNDERİLEN ÇERKESLERİN BİR MEZAR TAŞI BİLE OLMADI"

Çerkes sürgününün 155. yıldönümüydü dün. Bu çok acı bir hadisedir. O günkü anılara bakanlar neredeyse Karadeniz'de dolup taştığını. Hatta belli dönemlerde balıkların insanları yediği için balık yemekten uzak durulduğu ifade edilir. Yüzbinlerce Çerkes kardeşimizin bir mezar taşı bile olmadı. Osmanlı imparatorluğundan yana oldukları için. Bir kez daha şehadetlerini selamlıyoruz. Yaşayan ailelerine selam ve saygılarımızı gönderiyoruz.

"BU KADAR GÜVENİYORSUNUZ NEDEN TAM SAYIMINI İSTEMEDİNİZ?"

CHP'de gözlemlediğimiz bir şey giderek hırçınlaşan üslupla seçimle uğraşmak yerine sürece karar veren hakemle uğraşmaya devam ediyorlar. Çete dediler ve başka aşamalara geçtiler. CHP adayının ve yönetiminin İstanbul seçimlerine yönelik olarak tavır değişikliğinin çok iyi izlenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Daha önce seçim yenilenmesine karşı çıkanlar, son zamanlarda bilgisayar başında hata yapılmıştır, sorumlusu biz değilizdir diyorlar. Seçim sonucunu biz kazandık diyerekten sunmaya çalışmak anakronik bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor. Bu kadar eminseniz niçin bütün oyların yeniden sayılması için güçlü bir duruş ortaya koymadınız? Cevabı verilmeyen sorulardan bir tanesidir bu.

"OYLAR SAYILINCA NEDEN BİNALİ YILDIRIM'IN LEHİNE ÇIKIYOR?"

Hakemle kavga etmek şık olmuyor ve görevini yapan hakimlere karşı ayıp oluyor. Hatalar düzeltildikçe bizim adayımızın oylarının heba olduğu ortaya çıktı. Fakat karşı adayın hiçbir şekilde heba olmadığı ortaya çıktı. Hatalar düzeltildikçe neden sayın Binali Yıldırım'ın oyları artıyor da diğer adayın oyları artmıyor? Neden sürekli olarak Binali Yıldırım'ın aleyhine yapılmıştır. Bu kadar güvendikleri bir durum varsa oyların yeniden sayıma dönük olarak neden güçlü bir irade ortaya koymadıkları kamuoyunun önünde duruyor. Herhangi bir şekilde bir adaydan alıp da diğer adaya mazbata verilmedi.

"BU SONUCU HIRPALAMAYA ÇALIŞMAK MİLLETİN HAKEMLİĞİ İLE KAVGADIR"

YSK en güvendiğimiz kurumdur diyeceksiniz, ondan sonra YSK karar verince 'çetedir' diyeceksiniz. Sürece saygı gösteren sonuca da saygı gösterir. Bu süreci çeşitli şekilde hırpalamaya çalışmak milletin hakemliği ile kavga etmektir. Sonuçta ülkemizin yegane patronu olan aziz milletimiz, İstanbullular karar verecek ve biz buna saygı duyacağız, bu sonucu selamlayacağız. Sempatik mesajlar vermek hukuki sürecin alternatifi değildir. Görülmesi gereken şey sürecin sağlıklı işlemesidir. Netice itibarıyla vatandaşlarımız kararlarını verecektir. Hepimiz de saygıyla karşılayacağız.

"BU AKIMLAR AVRUPA DEMOKRASİSİNİ ZEHİRLEYECEK DEMİŞTİK"

Avrupa Parlamentosu seçimleri 23-16 Mayıs'ta gerçekleşecek. Adaylara baktığınızda neredeyse aşırı sağın ajandasını kullanmaya başladığını görüyoruz. Müthiş bir Erdoğan, İslam ve Türkiye düşmanlığı yapıyor. Avrupa'da daha az İslam, daha az göçmen, daha az çoğulculuk istiyorlar. Irkçılığın ve popülizmin ortaya çıktığı bir tablo karşı karşıyayız. İslam düşmanlığı konusunda net tavır almazlarsa Avrupa demokrasilerini bu akımlar zehirleyecek ve yutacaklar demiştik, şimdi maalesef bu gerçek oldu, bundan büyük üzüntü duyuyoruz.  Birtakım kampanya stratejistleri geliyorlar, aşırı sağın daha da güçlenmesi için alenen kampanya yapıyorlar. Bunun Avrupa için büyük tehlike olduğunu ifade etmek isterim.

"BATI'DAKİ AŞIRI SAĞ AVRUPA'NIN DAEŞ'İDİR..."

Avusturya'da aşırı sağcı hükümetin başörtüsünü yasaklayan kararı oldu, Hollanda'da helal kesim yasaklansın diye yasa tasarısı verildi. ırkçılık doyumsuz bir canavardır. Siz bu şekilde yaklaştıkça onun azgınlığı ve açlığı daha da artacaktır. Türkiye karşıtlığı üzerinden daha az İslam, daha az göçmen ve daha az çoğulculuk üzerinden kurgulanan bu durum Avrupa için büyük tehdittir. Aşırı sağ Avrupa'nın DAEŞ'idir. Bizim bölgemiz için DAEŞ nasıl bir nefret ve katliam şebekesini temsil ediyorsa Avrupa'daki aşırı sağ da aynıdır.

"ERDOĞAN VE TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI İLE BAŞKA ŞEYLERİ ÖRTÜYORLAR"

Daha önce söylemiştim. Avrupa'da siyasi matruşka ürettiler. Bu matruşkanın en tepesine Türkiye ve Erdoğan düşmanlığını koydular, onu kaldırdığında İslam düşmanlığı çıkıyor. Bu Avrupa Birliği'ne, demokrasiye, çoğulculuğa düşmandır. Bütün bunların görülmesi lazım. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türkiye, İslam düşmanlığı yapıyorlar. Bununla başka şeyleri örtmeye çalışıyorlar. ideolojik fanatizmin yeniden Avrupa'ya ele geçirmesi için bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Bütün sağduyulu siyasetçileri nefret siyasetindan uzak durmaya, bu ajandayı paylaşmamaya ve tavır almaya davet ediyoruz.

"BU KATLİAMLAR YENİ BİR ACIYA VE GÖÇ DALGASINA YOL AÇAR!"

Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü güçlü diplomasi sayesinde Soçi'de mutabakat sağlandı, İdlib'de ateşkes ilan edilmiş oldu. Bu statünün devam etmesine çok büyük değer veriyoruz. Mayıs ayından beri rejimin ataklarıyla bu ateşkesin ihlal edildiğini görüyoruz. Yeni acılara, yeni göç dalgaları oluşacak şekilde yeni katliamlar görüyoruz. Rejimin saldırında maalesef yüzlerce kişi hayatını kaybetti. İdlip muhtırasının rejim tarafından sabote ediliyor. Bizim irademiz buradaki ateşkes ihlallerinin tamamen sona erdirilmesi gerektiğine dahildir. Cumhurbaşkanımızın bu bağlamdaki temasları devam edecektir. Nitekim sahada ve diplomasi masasında aynı girişimler güçlü bir şekilde gündeme getirilecek.

"ABD İLE İRAN'IN GERİLİM ÇOK TEHLİKELİ BİR DURUMDUR"

Başkan Trump yeni yaptırımları açıkladı, bunun karşılığında İran bazı yükümlülüklerinden kısmen çekildiğini açıkladı. ABD'nin gerginliği arttıracak azami baskı politikası dünyanın her yerinden ve ABD'nin içinden tepki görüyor. İran kapsamlı ortak eylem planında bazı maddelerinin açığa aldığını açıkladı. Bu gerginliğin arkasından Başkan Trump'ın Twitter hesabından başka yerlerden birtakım yorumlar yapıldı. Bu son derece tehlikeli bir durumdadır. Bölge kapasitenin çok üstünde bir gerginlik karşı karşıyadır. Bu İran halkına karşı yapılacak en büyük yanlış olur. Burada diplomasinin konuşturulacağı bir zemindir. ABD ile İran arasındaki birtakım sözlü karşılıklı iddialar Yemen, Afganistan ve Irak'ta karşılığını bulmuştur, bu son derece tehlikeli bir tablodur. Bu bölgede asker arttırmaktan, sıcak çalışmaya yol açabilecek yaklaşımlardan uzak durulması gerekir.

"TÜRKİYE AKDENİZ'DE HİÇBİR OLDU BİTTİYE MÜSAADE ETMEZ"

Yunanistan ve Rum kesiminin Türkiye'ye ait olan bölgelere, Türkiye'nin kıta sahanlığına dönük olarak bu saldırganlığını, birtakım ülkelerinin petrol şirketleriyle anlaşması, o ülkelerin deniz kuvvetlerini davet etmesinin bizim açımızdan hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, KKTC'nin hak ve menfaatlerini koruyacaktır. Kıbrıs'ın etrafındaki kaynaklar iki kesime aittir. Henüz bir birleşme formülü ortaya çıkmadan, AB Rum kesimini tanıdı diye, bölgedeki bütün doğalgaz, hidrosarbon kaynaklarını Rum kesiminin olduğunu ilan etti diye Türkiye böyle bir oldu bittiye kesinlikle müsaade etmez. Türkiye'nin ve KKTC'nın Türkiye Petrollerine devrettiği haklar sonuna kadar kullanılacaktır.

"TÜRKİYE KKTC'NİN HAKLARINI HER ZAMAN KORUYACAKTIR"

Ne Rumlar ne Yunan tarafı kesinlikle tarihten çıkarmamış gözüküyor. Burada daha net konuşmak gerekiyor. Dolaylı olarak ifade ettiklerimizin tam anlaşılmadığı görülüyor. Burada kesinlikle her ne pahasına olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC hak ve menfaatlerinden vazgeçmeyecektir. Her saldırı girişimine karşı hak eden cevap en etkili bir şekilde verilecektir. Buradan çıkacakların iki kesim arasında paylaşılacağı formülüne açık olduğumuzu ifade ettik. Ama onlar 'Bu kaynakları sadece biz çıkartırız', yarın iki modelli devlet çıktığımızda iki kaynağa paylaştırırz diyorlar. Hak ve menfaatlerimiz konusunda en kararlı adımları atacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Test eden, provoke eden açıklamalardan kaçınmalarını belirtiriz. Türkiye'den başka iyi komşu yoktur.

"HDP'NİN YAKLAŞIMI SIĞ VE ÇİRKİNDİR"

Oraya HDP davet edilmemişti. Bu ortak ruhu paylaşmayan, İstiklal Marşı okumayan bir organizasyon durumunda oldukları için böyle bir davet kendilerine gitmedi. Keşke ortak ruha katkıda bulunacak siyaset yapsalar. Keşke ülkenin temel değerlerine gereken saygıyı gösterseler, siyaset yapsınlar. Ama böyle olmuyor. Bunun devlet töreni değil AK Parti'nin töreni olduğunu ifade ediyorlar. Bu sığ ve çiğ yaklaşımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bu ülkenin kurulması, milli mücadelenin başlatılması, namusumuzun, onurumuzun, istiklalimiz için attığı adımın gençlere hediye edilmesi bu ruhun ifadesidir. Son  derece güzel bir tören oldu. Samsun'un ve Türkiye'nin her tarafından katılımın olduğu bir törendir. Milletin devleti adına yapılan bir törendi. Bulunanlar açısısından son derece kıymetli tablodur.

"İSTİHBARAT VE SAHADAKİ UNSURLAR BİRTAKIM GÖRÜŞMELER YAPABİLİR"

Türkiye'de bir köşe yazarı bunu ifade etti. Daha sonra Esad'ın kendi ağzından haber yapan bir site bunu ilan etti. Şu tarihte şu iş yapılıyor, bu tarihte bu iş yapılıyor diye bir açıklama yapmayız. Sahalardaki unsurlar insani trajedinin ortaya çıkmasını önlemek adına muhataplarıyla görüşürler. İstihbarat ve sahadaki unsurlar bunu savaş zamanında bile yaparlar. Biz sınırımıza dönük olarak bu saldırıları defetmek için oradayız. Bu görüşmeler yapıldı, yapılmadı gibi açıklamalar prensip olarak sayın Cumhnurbaşkanımızın izni dahilinde bu tür görüşmeler yapılabilir. Beşar Esad'la ilgili pozisyonumuz değişmemiştir. Daha dün ABD tarafından 'rejim kimyasal silah kullanıyor' diye açıklama yapılmıştır. Esad'a atfedilen açıklamada Türkiye'nin teröristleri desteklediği, Türkiye'nin sokak bütünlüğüne karşı olduğu gibi birtakım maniplatüf ifadeler var . Tam tersine PKK/PYD unsurları rejim tarafından silah verilerek Türkiye sınırındaki bölge bu unsurlara terk edilmiştir. Batılı dostlarımız şunu söylüyorlardı, Esad giderse yerine terör örgütleri gelir. Halbuki biz Esad'ın kaldığı her gün oraya DEAŞ ve terör örgütleri daha çok yerleşiyorlar. İstihbarat teşkilatlarımız, sahadaki unsurlarımız istedikleri zaman istedikleri görüşmeleri, birtakım insani trajedileri önlemek için yapabilirler.

"KİM BUNU SÖYLÜYORSA KENDİSİYLE İLGİLİ KAPI AÇMIŞ OLUR"

Tevfik Bey çok deneyimli siyasetçidir. Karşısındaki gazeteci de Tevfik Bey'in söylemediği şeyleri CHP adayı tarafından ifade etmesine itiraz etti. CHP adayı arkadaşımızın ifadelerine birtakım eklemeler yaptı. Tevfik Bey'in yaptığı açıklama net açıklama. Çok tecrübeli siyasetçidir. Söylediği şey çok nettir. Belli kesimlerin, sıkıntılı, şaibeli bu şekildeki ifadeleri karşısındaki suskunlukları sorguluyor. Bunun karşısında verilecek cevap vardır. Birisi bir başka siyasetçiye 'seni adam yerine koymuyorum' diyorsa söylediği şey karşısındakine zerre kadar zarar vermez. Kim böyle bir şey söylüyorsa kendisiyle ilgili bir kapı açmış olur. Bu ifadeyi kınıyoruz.

"ASKERLİKTE YENİ SİSTEM İHTİYAÇLARI GİDERECEK ŞEKİLDE PLANLANMIŞ"

Biz güçlü bir reform partisiyiz. Reformları fantezi ve masa başı çalışması olarak değil, milletimizin sorun alanlarının giderilmesi için birtakım çözümler üretilmesi için ifade ediyoruz. Dün Milli Savunma Bakanımız yeni askerlik tasarısını açıkladı. Bu çok ciddi reformdur. Türkiye'deki tüm sosyolojik kesimin ihtiyaçlarını giderecek şekilde planlanmıştır. Hesaplar çok iyi yapılmış.Er olarak girip general olmaya kadar yolun açılacak şekilde, hassas kıstaslar çerçevesinde bir planlama yapılmıştır. Askerlik yasası konusundaki reformdur. Adalet reformu büyük reformdur. Arkası da gelecektir.

İMRALI İLE GÖRÜŞME YARGI KARARIYLA İLİŞKİLİDİR

Bu tip görüşmeler, avukatların İmralı'ya gitmesi, terörist başıyla ilgili ne zaman olsa mutlaka bir gündeme bağlanmaya çalışılır. Yeni bir dönem mi açılacaktır gibisinden. Her dönemde bu tip tartışmalar yaşandı. Devletin kendisine göre bir planlaması oluyor. Son dönemde bir yargı kararı vardı ve yakın zamanda kalktı. Türkiye siyasi gündemi dinamik bir ülke. Nerede bir gelişme olsa büyük teoriye bağlanıylor. Görüşmeyle ilgili hukuki engel vardı. Bu engel kaldı. Diğer uygulamalar

TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ NATO'YU SEVİNDİRMELİDİR

ABD'de bununla ilgili çok sayıda açıklama var. Başkanın açıklamaları var. Kongreyle temaslarımız devam ediyor. Türkiye güçlü bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin güvenliğinin artması bütün NATO müttefiklerini sevindirmelidir. ABD ile çok güçlü bir müttefikliğimiz var. S-400 sisteminin NATO güvenliğine bir tehdit oluşturmadığı konuşulabilir ve bunlar masaya yatırılabilir.

"BU USLÜP CUMHURBAŞKANIMIZA UYMAYAN BİR ŞEY"

Cumhurbaşkanımızın bize söylediği şudur. Ne kadar hizmet götürürseniz götürün, vatandaşın gönlüne giremiyorsanız oy alamazsınız. 'Hizmet olarak şunu götürdük, ama bize oy vermedi' demeye hakkınız yok. Bunu birisi dışarı çıkarmış, çarpıtmış, CHP Grup konuşmasında gündem olmuş. Cumhurbaşkanımızın üslubuna hiç uymayan bir şey bu.

 

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News